İstanbul'a dair ne varsa!

“Başarımın sırrı araştırmaktan geçiyor”

Monica Belluci’ye olan benzerliği ile dikkatleri üzerine çeken başarılı oyuncu Zilan Duru, başarımın sırrı araştırmaktan geçiyor” dedi.

20 Temmuz 1988’de Diyarbakır’da dünyaya merhaba diyen güzel oyuncu Zilan Duru; ilk, ortaokul ve liseyi İzmir’de bitirdi. Sadri Alışık Kültür Merkezi’nde oyunculuk eğitimi aldı. Anadolu Üniversitesi Radyo Televizyon bölümünde eğitim gördü. 2002 yılından itibaren pek çok dergi ve katalog çekimlerin de yer almış, bölgesel televizyonlarda bir dönem sunuculuk yapmış, 2006 yılında oyunculuk hayatına başladı.

2010 yılında “Avon Yüz Güzeli” yarışmasında 1. seçildi. Sonrasında 20 bin kişi arasından seçilen ve şimdiye kadar ki birinciler arasında yapılan “Avon Güzeller Güzeli” yarışmasında 2. oldu. Kariyerine oyunculuk alanında devam eden Zilan Duru, “Türkiye’nin yerli Monica Belluci”si olarak dünya basınının dikkatini çekti. Duru’nun fotoğrafını ve dünyaca ünlü yıldızın bir karesini kolaj yapıp Instagram’dan paylaşan bir sinema sayfası sayesinde gören Bellucci, bu benzerliğe kayıtsız kalamadı ve kendisine neredeyse tıpatıp benzeyen oyuncuyla yapılan bu paylaşımı beğendi. Son yılların en gözde oyuncularından Zilan Duru, sorularımızı içtenlikle yanıtladı.

* “Güzeller Güzeli”siniz ve Diyarbakır doğumlusunuz, “İzmir’in Güzel Kızları” tabusunu yıktınız nasıl bir duygu?

Her insanda güzellik ve çirkinliğin bir arada olduğuna inanıyorum. Bu biraz da Zerduş felsefesindeki “insanların iyi eylemleri tanrı, kötüleriyse şeytan olarak insanda vücut bulması gibi.” Fiziksel güzelliktense tinsel ve eylemsel güzellik daha önemli benim için. İnsan hayat serüveninde bunun böyle olduğunu ve aslında güzelliğin burada olduğunu fazlasıyla deneyimler. Güzellik ya da çirkinlik insanın hayattaki düşünce ve eylemleriyle orantılıdır. Güzelliğimi insani tutumumla ölçü alınmasını tercih ederim. İltifatınıza dönecek olursak; İzmirli kızlar da güzel, Diyarbakırlı kızlar da ben de her iki kentin güzel insanlarının birleşimi bir insan olarak eğer insanlarda güzellikle bir iz edinmişsem bunda mutluluk duyarım.

*Sinema ve dizi oyunculuğunda birbirinden farklı karakterler canlandırdınız ve büyük övgüler aldınız nasıl bir başarı getirdi?

Hayatı, insanı daha çok anlamama, anlamlandırmama katkı sundu. Çünkü canlandırdığınız her karakter sosyolojisiyle, ruh haliyle, kültürüyle, hayattaki yeriyle bambaşka bir insan. Ve siz o başka insanlar olup bir bakıma onların hayatlarına giriyor onu bir yerde algılayıp kavrıyorsunuz, bu sizde apayrı bir duygu yaratıyor. Sizin dışınızdaki öteki olanlar için daha iyi empati kurma, onları anlama kapasitenizi artıyor ve bu sonuçta insani bir duygu ve eylemsellik olarak ortaya çıkıyor. Açıkçası bu bende sanatın barışçıl ve insani getirisini fazlasıyla yarattı diyebilirim.

“ÇOK YÖNLÜ ARAŞTIRIYORUM”

*Geçtiğimiz yıl nisan ayında düzenlenen Uluslararası Elazığ Film ve Sanat Festivali’nde “Gelecek Vaad Eden En İyi Kadın Oyuncu” seçildiniz. Başarınızın sırrı nedir?

Öncelikle işimi basite alıp yüzeysel olarak görmüyorum ki bu biraz da yaşam felsefemle ilgili. Canlandırdığım karaktere önem veriyor ona saygı duyuyorum ve gerçekten ona her ne kadar canlandırma olsa da değer biçiyorum. Çünkü onu ne kadar çok tanıyıp o olabilirsem onu insanlara o kadar çok iyi anlatabileceğimi ve bir bakıma olduğu gibi anlatmanın da bir sorumluluk olduğunu düşünüyorum. Bunu için de sosyolojik, psikolojik…Çok yönlü araştırıyorum. Bu biraz da insanlara doğruyu söylemek sorumluluğu gibi bir şey. Başarımın kaynağını da burada görüyorum.

*Usta sanatçı, “Sadri Alışık Kültür Merkezi”nde oyunculuk eğitimi almak nasıl bir duygu, size neler kazandırdı? Oyunculuk adına eğitiminizi sürdürecek misiniz?

Toplumsal olarak zor süreçten geçtiğimizi düşünüyorum. Doğru ve yanlışların birbirine karıştığı, insanların birbirine tahammülsüzlüğün doruğa ulaştığı, insanların kolaya kaçtığı, saygının-sevginin düştüğü zor bir süreç bu. Ve öyle ki bu hayatın bütün katmanlarında söz konusu. Bugün bütün bunları gördükçe çok şanslı olduğumu ve doğru bir yerde, doğru insanlardan eğitim aldığımı fazlasıyla kavrayabiliyorum. Emeklerinden ve katkılarından dolayı da bütün hocalarıma teşekkür ediyorum.

Oyunculuk eğitimimi on yıldan fazla bir zaman önce ve doğru yerden aldım. Ama hayat zaten uzun soluklu bir eğitim süreci ve sınırı da yok bunun. Dolasıyla bu süreç devam ediyor ve kendimi geliştirmek için bu çabam sürecek. Özellikle yurt dışında böyle bir serüvene girebilirim oyunculuk adına. Ama özellikle felsefe okumak istiyorum ki bu yıl ikinci üniversite olarak felsefe okuyacağım.

*Türkiye’de kadın oyuncu olmak zor mu?

Kadın olmak başlı başına zor olduğu bir dünya burası. Türkiye’de zorluk yok demek fantezi olur sadece. ABD gibi bir ülkede kadın oyuncuların sıkıntıları fazlasıyla medya yansıdı… Bu röportajı yaparken bile İstanbul’da ormanda bir kadın cesedi çıktı ve yine Tunceli’de kadın bir üniversite öğrencisinin 8. gününde hala arandığı gündemdi.

*Yabancı yapımcıların dikkatini nasıl çektiniz?

Hayatın sevgi duyduğunuzla sizi bir yerde buluşturması gibi bir şey oldu. Arkadaş çevremde Monica Bellucci ile benzerliğimiz sık sık konu olurdu. Normalde oyuncu olarak birine benzetilmek pek de tercih edilmez ama ben bu benzetilmekten mutluluk duyuyordum ki Monica Bellucci sevdiğim ve oyunculuğunu da takdir ettiğim bir insandı. Yabancı yapımcıların da dikkatini çekmem Bellucci’ye benzerlikten oldu. Birkaç kez yabancı medyada da bu benzerlik çıkınca da bu ilişki gelişti.

BELLUCİ İLE BENZERLİK AVANTAJIM OLDU

*Dünyanın en çekici kadını İtalyan oyuncu Monica Bellucci’nin Türk ikizi olarak gündeme geldiniz size avantaj ya da dezavantaj sağladı mı?

Monica Bellucci dünya sinemasında iz bırakmış bir aktris ve değerli bir insan. Bu avantaj ya da dezavantajdan daha önemli çünkü hayata katkı sunması benim zihnimde her şeyden daha önemli. Avantaja gelirsek; bu benzerlik sayesinde yabancı yapımcılarla ilişkilendim ve bu avantaj açıkçası. Şöyle ki şu sıralar bile bu benzerlikten kaynaklı yabancı menajerle iletişim içindeyim.

*Bir çok sosyal sorumluluk projelerine destek verdiniz sizi derinden etkileyen proje hangisiydi?

Yaşamı bir bütün olarak algılar ve doğayı da bir bütün olarak görürüm. İnsanın bu doğa içerisinde ne kadar insani olarak yaşam hakkı varsa her canlının da bu hakka sahip olduğunu düşünürüm. Ben kendimi bir yaşam savunucusu olarak görürüm. Eğer bir ot parçası bile bir kayalıkta can bulmuşsa yaşam döngüsünü sürdürmek ona zarar vermemek, hakkını elinden almamak gerektiğini düşünürüm. Çünkü bu doğa içerisinde en gereksizce görülen mikro organizma bile doğa dediğimiz döngünün bir gerekliliği ve hepimizin yaşamının sürdürülebilirliği için çarkın bir dişlisi. İnsan insanca yaşamalıdır ama doğanın diğer türleri de, kendi gerçeklikleri içerisinde yaşama hakkına sahiptir. Bu sebepten doğaya, yaşama, insana, barışa, hoşgörüye kısacası yaşanılabilir bir ülke ve dünya için doğru bulduğum her türlü sosyal sorumluluk projesinde yer almak bana mutluluk veriyor ve bunu insani bir sorumluluk ve görev olarak algılıyorum.

*Modelliğe ilk olarak “Hey Girl” dergisinin moda sayfalarında yer alarak başladınız. Daha sonra aynı derginin kapak kızı yarışmasına girdiniz. Oyunculuğun dışında modellikle de ilgileniyorsunuz hangisi daha keyifli?

Modellik benim için bir basamak geçiş dönemiydi. Bir yerden başlamak gerekirdi, olası olan modellikti ve ben de oradan başladım. Oyunculuğa gelecek olursak benim için çok önemli değer biçtiğim ve fazlasıyla haz duyduğum bir alan. Pablo Neruda’nın bir sözü var “senden önce ölenler de oldu hatırında mı’’ der. İşte tam da bu nokta da oyunculuk benim için çok önemli. Çünkü insanların bıraktıkları izlerle sonsuzlaştığını düşünüyorum.

*Yeniden doğuş anlamına gelen “Zilan” ismi sizi nasıl etkiliyor?

Bilemiyorum ama belki de isimler insanların yazgısıdır. Çünkü hem kendimi hem de dokunduğum hayatı sürekli yeniden var edebilmek arzusu içinde olduğumu söyleyebilirim. Bir çiçeği yeşertmek, bir hayvana yaşam olabilmek ya da bir insana el uzatarak can olmak hayatımın bir parçası oldu hep. Belki de bu türlü Zilan ismi de benim yaşamıma etki ediyordur.

KUTUPLAŞMA DORUKTA

*Bir çok model, oyuncu ve şarkıcının isimleri olumlu ya da olumsuz medyanın magazin programlarında, sayfalarında yer alıyor bu sizi rahatsız ediyor mu?

Sektörün bir takım gereklikleri olabilir. Ya da insanlar popüler insanların yaşamlarını merak ediyor da olabilir. Bir yere kadar buna iyi niyet gösterilebilir, tabi eğer insanlara yararlı bir cevap olabiliyorsa, gerçekten katkı sunuyorsa. Ancak insanların önceliklerinin, ihtiyaçlarının başka olduğu bir ülkede ve yine insanların yaşam mücadelesini fazlasıyla zor koşullarda verdiği bir ülkede, insani olarak fazlasıyla beni rahatsız ediyor. Düşünsenize biz bunu konuşurken insanlar işsizlikten yakarıyor ya da intihar ediyor. Hala Tunceli’de üniversiteli genç kadın Gülistan aranıyor. Bir tarafta insanların yaşamı öyle ya da böyle son buluyor. Kutuplaşma, sevgisizlik, tahammülsüzlük dorukta. Herkes herkese düşman…Şimdi bütün bu gerçeklerin söz konusu olduğu bir ülke ya da coğrafyada insanların ihtiyacı magazin mi, yoksa sorunlarına çare olacak, bir bütün olarak asgari bir yaşamı, ideali, sürdürülebilirliği tartışacak haber ya da programlar mı söz konusu olmalı? Ve dolayısıyla bu beni rahatsız ediyor.